04-26-2008, 02:48 PM
LİMON AĞACI GENEL ÖYKÜ
Senaryo : Mahinur Ergun
Peri yeni mezun olmuş, Karabudun Holdingin satınalma bölümünde çalışmaya başlamış çok genç ve güzel bir memurdur ve sigorta işlemleri ile görevlidir. Güney sahil kasabalarından birisinde doğmuş büyümüş ailesini binbir güçlükle ikna ederek Istanbul’a okumaya gelmiş, dişini tırnağına takarak orada varolmaya çalışmış sonunda bu işe kapağı atmıştır. Ancak Peri ezeli dağınıklığı ile bir işlemi atlayınca işten atılır.
Kaan , Dündar Karabudun’un biricik oğludur, Karabudun holdingin başına geçmek üzere adeta bebekliğinden beri yetiştirilmiştir. Çiçeği burnunda bir Ceo olarak hata yapmamaya çalışmakta, babasından devraldığı yönetimi titizlikle sürdürmeye çalışmaktadır.
Kaan o gün kentin değişik yerlerinde tam üç kere güzeller güzeli Peri’ye rastlar ve kaybeder. Kim olduğunu bilmemektedir. Her görüşünde daha fazla çarpılmaktadır.
Sigortasız nakledilen bir navlunun hasar görmesi üzerine sorumlusu araştırılır ve şirketin noel partisine birkaç saat kala, hatayı yapan Peri’nin ve onun müdürü Merve hanımın işten atılması kesinleşir. Ancak iyi kalpli Genel Müdür Fikret bey tam parti öncesi bunun bildirilmesini istemez. Ertesi gün yapılacaktır işlem. Kızcağızın bari bu gecesi zehir olmasın diye düşünür.
Partide Kaan Peri’ye tekrar rastlar , bu sefer asla elinden kaçırmayacaktır, kızı etkilemek için elinden geleni yapar, genç ve deneyimsiz Peri için rüya gibi bir gece başlar. Meraklı bakışlar ve fısıldaşmalar arasında partiden kaçıp şirketin teknesi ile gezerler, Kaan aklını yitirmiş gibidir, sonraki günler için
planlar yapar, öyküler anlatır, kızı kendisiyle yılbaşını geçirmek üzere Paris’e bile davet eder. Peri yakışıklı patronu Kaan ve teknenin sürati tarafından çarpılmış olarak karaya çıktığında tuvalete kaçar.
Peri’nin müdürü Merve hanım işten atıldığını duymuş kafayı iyice bulmuş tuvalette sakinleştirilmeye çalışılmaktadır, Peri’yi görünce bütün öfkesini ona kusar. Peri biraz önce rüya aleminde gezdiği patronu tarafından işten atıldığını öğrenince üstelik bu gece söylenmemesinin altında bir bit yeniği olduğu ima edilince yıkılır. Merve deli gibi bağırmakta, Kaan’ın , kızı bu gece yatağa atabilmek için işten çıkartıldığını yarına kadar gizlettiğini söylemektedir.
Peri hızla toparlanıp o gece güneydeki kasabasına, baba evine kaçar.
Kaan bütün gece onu arar ve evine gittiğini öğrenince arabaya atlayıp peşine düşer.
Kasabaya yaklaştıkça güneyin yüce dağları , palmiyeler , güneş limon ve portakal ağaçları masmavi deniz Kaan için yıllardır içinde boğulduğu kent ve iş yaşamından ve temposundan sonra büyülü bir yolculuk haline gelmeye başlar.
Peri yorgun ve kırıktır, kendisini sevimli ailesine ve ,- işten atıldığını söylemeden birkaç gün yeni iş buluncaya kadar - kasabanın keyifli yaşamına bırakmıştır.
Tabi pazarda annesi ve ağabeyleri ile çiftliğin ürünlerini satarken karşısına Kaan’ın çıkmasını hiç ama hiç beklememektedir.
Kaan gökten düşmüş şehirli zengin çocuğu olarak kasabanın kış yalnızlığı içinde büyük ilgi çeker. Aile ve diğer kasabalılar tarafından hayatı ince ince zorlaştırılırken Peri gurur yapmakta, işe geri dön çağrılarını duymazdan gelmektedir. Bir yandan da Kaan’ın her şeyi bırakıp peşine düşmesi gururunu okşamaktadır.
Kaan’ın annesi Handan her nefesini bildiği ve kontrol etmeyi iş edindiği oğlunun bir “kasabalı personel kız” yüzünden aklını oynatıp ortadan yokolmasına çıldırmıştır. Hemen Belkıs devreye sokulur. Belkıs Kaan’ların ortağının kızıdır ve gelin adayı olarak Handan tarafından yetiştirilmektedir. Belkıs yılbaşı tatili bahanesiyle Kaan’ın peşinden bir grupla birlikte kasabaya gelir.
İlerleyen bölümlerde Kaan ile Peri’nin ilişkisi sevimli bir inada dönüşür. Kaan Peri’ye böyle bir kasabada varolabileceğini isbat etmeye çalışır. Ancak bu normal bir kasaba değildir. Burada yaşam- aynı Peri için Istanbul’da olduğu kadar- Kaan için çok zordur. “Zorlaştırılır..!”
Kaan “Masal evi” adlı rüya gibi bir ev kiralar. İşlerini başlarda İstanbul’a gelip giderek, sonraları tümüyle kasabada kalarak yürütmeye çalışsa da holdingden kopmaya başlar. Peri elinde olmadan Kaan’a çok kötü aşık olur.
Kaan’ın ailesi bu kopuşu durdurmak için kasabaya teknelerine gelirler.
İki zıt kökene ve kültüre sahip aile birbirine yaşamı zehir etmeye and içmişçesine çatışmaya başlar.
Bütün bunlar çok komik bir formatta gelişir.
Birinci onüç bölümün sonunda kahrolarak da olsa kız istenir,
nefret okları saçarak da olsa kız verilir. Nışan yapılır.
Istanbul’lu oğlandan kasabalı damat olması beklenir, kasabalı kızdan sosyete gelini. !
Bütün bunları Peri zaman zaman penceresindeki “Limon Ağacı “ na anlatır.
“Limon Ağacı “ dert sahibi olur.!
Senaryo : Mahinur Ergun
Peri yeni mezun olmuş, Karabudun Holdingin satınalma bölümünde çalışmaya başlamış çok genç ve güzel bir memurdur ve sigorta işlemleri ile görevlidir. Güney sahil kasabalarından birisinde doğmuş büyümüş ailesini binbir güçlükle ikna ederek Istanbul’a okumaya gelmiş, dişini tırnağına takarak orada varolmaya çalışmış sonunda bu işe kapağı atmıştır. Ancak Peri ezeli dağınıklığı ile bir işlemi atlayınca işten atılır.
Kaan , Dündar Karabudun’un biricik oğludur, Karabudun holdingin başına geçmek üzere adeta bebekliğinden beri yetiştirilmiştir. Çiçeği burnunda bir Ceo olarak hata yapmamaya çalışmakta, babasından devraldığı yönetimi titizlikle sürdürmeye çalışmaktadır.
Kaan o gün kentin değişik yerlerinde tam üç kere güzeller güzeli Peri’ye rastlar ve kaybeder. Kim olduğunu bilmemektedir. Her görüşünde daha fazla çarpılmaktadır.
Sigortasız nakledilen bir navlunun hasar görmesi üzerine sorumlusu araştırılır ve şirketin noel partisine birkaç saat kala, hatayı yapan Peri’nin ve onun müdürü Merve hanımın işten atılması kesinleşir. Ancak iyi kalpli Genel Müdür Fikret bey tam parti öncesi bunun bildirilmesini istemez. Ertesi gün yapılacaktır işlem. Kızcağızın bari bu gecesi zehir olmasın diye düşünür.
Partide Kaan Peri’ye tekrar rastlar , bu sefer asla elinden kaçırmayacaktır, kızı etkilemek için elinden geleni yapar, genç ve deneyimsiz Peri için rüya gibi bir gece başlar. Meraklı bakışlar ve fısıldaşmalar arasında partiden kaçıp şirketin teknesi ile gezerler, Kaan aklını yitirmiş gibidir, sonraki günler için
planlar yapar, öyküler anlatır, kızı kendisiyle yılbaşını geçirmek üzere Paris’e bile davet eder. Peri yakışıklı patronu Kaan ve teknenin sürati tarafından çarpılmış olarak karaya çıktığında tuvalete kaçar.
Peri’nin müdürü Merve hanım işten atıldığını duymuş kafayı iyice bulmuş tuvalette sakinleştirilmeye çalışılmaktadır, Peri’yi görünce bütün öfkesini ona kusar. Peri biraz önce rüya aleminde gezdiği patronu tarafından işten atıldığını öğrenince üstelik bu gece söylenmemesinin altında bir bit yeniği olduğu ima edilince yıkılır. Merve deli gibi bağırmakta, Kaan’ın , kızı bu gece yatağa atabilmek için işten çıkartıldığını yarına kadar gizlettiğini söylemektedir.
Peri hızla toparlanıp o gece güneydeki kasabasına, baba evine kaçar.
Kaan bütün gece onu arar ve evine gittiğini öğrenince arabaya atlayıp peşine düşer.
Kasabaya yaklaştıkça güneyin yüce dağları , palmiyeler , güneş limon ve portakal ağaçları masmavi deniz Kaan için yıllardır içinde boğulduğu kent ve iş yaşamından ve temposundan sonra büyülü bir yolculuk haline gelmeye başlar.
Peri yorgun ve kırıktır, kendisini sevimli ailesine ve ,- işten atıldığını söylemeden birkaç gün yeni iş buluncaya kadar - kasabanın keyifli yaşamına bırakmıştır.
Tabi pazarda annesi ve ağabeyleri ile çiftliğin ürünlerini satarken karşısına Kaan’ın çıkmasını hiç ama hiç beklememektedir.
Kaan gökten düşmüş şehirli zengin çocuğu olarak kasabanın kış yalnızlığı içinde büyük ilgi çeker. Aile ve diğer kasabalılar tarafından hayatı ince ince zorlaştırılırken Peri gurur yapmakta, işe geri dön çağrılarını duymazdan gelmektedir. Bir yandan da Kaan’ın her şeyi bırakıp peşine düşmesi gururunu okşamaktadır.
Kaan’ın annesi Handan her nefesini bildiği ve kontrol etmeyi iş edindiği oğlunun bir “kasabalı personel kız” yüzünden aklını oynatıp ortadan yokolmasına çıldırmıştır. Hemen Belkıs devreye sokulur. Belkıs Kaan’ların ortağının kızıdır ve gelin adayı olarak Handan tarafından yetiştirilmektedir. Belkıs yılbaşı tatili bahanesiyle Kaan’ın peşinden bir grupla birlikte kasabaya gelir.
İlerleyen bölümlerde Kaan ile Peri’nin ilişkisi sevimli bir inada dönüşür. Kaan Peri’ye böyle bir kasabada varolabileceğini isbat etmeye çalışır. Ancak bu normal bir kasaba değildir. Burada yaşam- aynı Peri için Istanbul’da olduğu kadar- Kaan için çok zordur. “Zorlaştırılır..!”
Kaan “Masal evi” adlı rüya gibi bir ev kiralar. İşlerini başlarda İstanbul’a gelip giderek, sonraları tümüyle kasabada kalarak yürütmeye çalışsa da holdingden kopmaya başlar. Peri elinde olmadan Kaan’a çok kötü aşık olur.
Kaan’ın ailesi bu kopuşu durdurmak için kasabaya teknelerine gelirler.
İki zıt kökene ve kültüre sahip aile birbirine yaşamı zehir etmeye and içmişçesine çatışmaya başlar.
Bütün bunlar çok komik bir formatta gelişir.
Birinci onüç bölümün sonunda kahrolarak da olsa kız istenir,
nefret okları saçarak da olsa kız verilir. Nışan yapılır.
Istanbul’lu oğlandan kasabalı damat olması beklenir, kasabalı kızdan sosyete gelini. !
Bütün bunları Peri zaman zaman penceresindeki “Limon Ağacı “ na anlatır.
“Limon Ağacı “ dert sahibi olur.!
